Tutumlu Pudriyer’in tester günleri başlıyor!
Fikir, iş için İstanbul’a gittiğimde uğradığım eski bir aile
dostumuzdan, nam-ı diğer Bitki Cadısı’ndan çıktı. Şifalı bitkiler üzerine
eğitim alan ve gerek sağlığın, gerek cilt bakımının gerekse kozmetiğin doğal
ayağıyla senelerdir profesyonel anlamda ilgilenen Bitki Cadısı, bana "senin
bloğun var, al bir sürü numune" diye elime kocaman bir poşet tutuşturdu.
Eh bana da tanımak, tanıtmak ve yazmak düşer!
İlk ürünümüz, Dermalogica’nın geliştirdiği "Skin Perfect
Primer". Birebir çevirisine girecek olursak, "mükemmel bir cilt yaratan makyaj
bazı" diyebiliriz.
International Dermal Institute tarafından geliştirilen baz, "age smart" özelliği ve 30 faktör güneş koruması sağlamasıyla dikkat çekiyor.
Sentetik kokular ve renklendiriciler de içermiyor.
Ambalajın arka yüzünde yer alan "vaatler" ise şu şekilde: "Kadife
dokulu silikon, soya proteinleriyle birleşerek cildin görünümünü düzenliyor.
İnci tozu ve doğal mineraller ise hem derinin tonunu dengeleyen hem de
aydınlatan nötr bir renk veriyor."
Peki bu vaatler, benim beklentilerimi karşıladı mı?
Konuya şöyle girelim: Makyaj bazı denince akla The Balm’ın
Time Balm’ında olduğu gibi şeffaf ve hafif ya da düşük yoğunluklu ve akışkan
maddeler geliyor. Ürünü açınca karşılaştığım içeriğin beni nasıl da
şaşırttığını tahmin edebilirsiniz.
Köpük fondötenlerden biraz daha yoğun kıvamlı ama üç aşağı
beş yukarı aynı yapıda olan bu bazın baz olduğunu hemen algılayamadım. Rengi de
gözüme biraz koyu geldi. Ancak yüzüme uygulayınca, abartmıyorum, cidden çok şaşırdım!
Yüzüm çok güzel nemlendi. Sabah ayazında gerginleşen, parça parça kızaran cildim derin bir nefes aldı, renk anlamında eşitlendi. İyileşen sivilcelerimden kalan uçuk pembe izler ortadan kayboldu. Ve tenim tam anlamıyla kadifeleşti. Gözeneklerim toparlandı.
Sonucu o kadar beğendim ki, üzerine fondöten geçmeme kararı
aldım. Sadece birkaç vuruşluk ince bir şeffaf pudra tabakasıyla sabitledim.
![]() |
| Öncesi ve sonrası. Bu arada -6 derece cilde neler yapıyor hep birlikte görüyoruz efendim! Burnumun kenarları bile soyuldu. Cildime bakmasam sonuç kimbilir ne olacaktı? |
Bu satırları, makyajımı yaptıktan altı saat sonra yazıyorum.
Altı saatlik zaman zarfında yüzümü kaşıdım, ovuşturdum, terledim, cildimin renk
değiştirmesine sebebiyet verecek rüzgar, yağmur gibi faktörlere maruz kaldım.
Buna rağmen ten makyajım, taş gibi duruyor. Kesinlikle takdire şayan bir durum!
Peki yok mu bu bazın bir eksisi?
Eh var.
Sadece bir tanecik: Kokusu.
Aslında ortada öyle aman aman ağır bir koku yok. Bitkisel, ferah bir esans söz konusu. Ama seven olur, sevmeyen olur. Dolayısıyla bu unsuru da belirtmem gerekiyor. Zaten bu koku, sürdükten beş dakika sonra uçup gidiyor.
Eh var.
Sadece bir tanecik: Kokusu.
Aslında ortada öyle aman aman ağır bir koku yok. Bitkisel, ferah bir esans söz konusu. Ama seven olur, sevmeyen olur. Dolayısıyla bu unsuru da belirtmem gerekiyor. Zaten bu koku, sürdükten beş dakika sonra uçup gidiyor.
Özetle ben gider, bu ürünün tam boyunu gönül rahatlığı ile
satın alırım.



