urundenemeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
urundenemeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2015 Cuma

Bir markaya aşık olmak... Dermadolin

Blogger etkinliğimiz sonrasında tanıştığım markalardan biri de Dermadolin oldu.
Dermatolojik olarak test edilmiş, temiz içerikli, kozmetikten ziyade medikal amaca yönelik ürünleri pek severim. Dolayısıyla elime geçen pakette yer alan bütün ürünleri, uzun vadeli kullandıktan sonra yazısını hazırlamaya karar verdim.

Kendimi tutamayacak; objektif ve sakin habercilik anlayışımdan sapacağım ama… Bu ürünlerin hepsi bir harika!


Seranem Nemlendirici El Bakım Kremi

“Kuru ve çatlamış eller için anında rahatlama” mottosuyla satışa sunulan krem; glikosil seramidler, argan yağı, doğal shea yağı, zeytin yağı, kayısı çekirdeği yağı, provitamin B5 ve gliserin içeriyor. Paraben içermemesi ve hipoalerjenik olması ise büyük bir artı.

Bu kremi, kışın en çetin geçtiği süreçte kullanmaya başladım. Sağ elimde, soğuk yanığı diye tabir ettiğimiz bir cilt problemi oluşmuştu. Elimin üstü kabuk bağlamış; hiçbir şey derimin acısını, gerginliğini alamamıştı.
Seranem’in bu el kremi de tesadüfen çantamdaydı. “Eh, bir de bunu süreyim bari, battı balık yan gider!” diye düşündüm. Ofisteydim, işler güçler, toplantılar, yoğunluk… Akşam servise bindiğimde sağ elimin üzerindeki kabuklanmanın tamamen yok olduğunu gördüm. Tamamen! Deride çok ufak bir gerginlik kalmıştı ama bu krem, tek sürüşte elimin üzerindeki o Elm Sokağı Kabusu görünümünü resmen silip atmıştı!
Şimdi bu el kremi sevilmez de ne yapılır?
Üstelik son derece kolay emiliyor.

Seranem Vücut Bakım Şampuanı

Sırtım ve kollarım stres ya da sudaki kireç seviyesinin değişimi gibi durumlarda ve özellikle kış aylarında sivilce üretmeye, kurumaya ve kabuklanmaya meyillidir. Ne tuhaf bir bileşim, değil mi? Bu vücut şampuanının sivilceleri kuruttuğunu ve cildimin nem dengesini yeniden optimum ayara oturttuğunu görünce çok ama çok rahatladım!
Bu ürün de yine glikosil seramidler içeriyor. Argan yağı ise cabası.

Seranem Saç Bakım Şampuanı

Bir şampuandan ne beklersiniz?
Temiz içerikli olsun, kafa deriniz garip garip kimyasallara maruz kalmasın. Kepek yapmasın, saçınızı ertesi sabah sanki hiç yıkanmamışçasına yağlandırmasın. Ayrıca hem hacim kazandırsın hem nemlendirsin.
Değil mi?
O zaman sizi Seranem köşesine alalım.
Yoğun nemlendirme özelliğine sahip olan bu şampuan, argan çekirdeği ekstratı, seramid, bitkisel hiyaluronik asit, keratin, mısır, buğday, soya proteinleri, polikuaternium 10 içeriyor. Yapısındaki Benzofenon – 4 ise güneş ışınlarını filtreleyerek saç tellerini UV-B ve UV-A2 ışınlarının zararından koruyor.


Kendi saçlarımdan bahsedeyim önce: Bir kadının sahip olabileceği en problemli kombinasyondan bahsediyorum burada: Kepeğe meyillilik, kırılmaya meyillilik, boyalık, dibi yağlı ucu kuru.
Aman ne güzel.

Hemen her kadın gibi ben de iki günde bir saçlarımı yıkıyorum. Bazen, saçımın yağ dengesini bozacağını bile bile bunu her gün yaptığım da oluyor. Sebebi basit: Saçlarımı akşam yıkayıp kurutup yattığımda, sabahları görünümün sönüklüğü ve iticiliği nedeniyle cinnet geçiriyorum. Sabah yıkayıp kurutup çıksam, bu sefer hem sinüzit tehlikesiyle burun buruna geliyorum hem de çevresel faktörler akşama kadar saçımın canına okumuş oluyor.

Tek bir şey söyleyeceğim: Bu şampuanı kullanmaya başladıktan sonra saçlarımı üç günde bir yıkamaya başladım ve o üç gün boyunca da “yelelerim” (!) hacminden bir şey kaybetmedi. Son gün atkuyruğu yapıyordum ama olsun. O da temiz bir atkuyruğu oluyordu en azından, yağdan ışıldamıyordu.

Sağlıklı, kepeksiz, hafif, hacimli, kolay şekil alan, daha az kırılan ve “ben buradayım!” diyen saçlar… Demek hayal değilmiş!

Ceradolin Su Bazlı ve Yağ Bazlı Nemlendirici Losyonlar

Deri, hiçbir sorunla karşılaşmasa bile var olan dengesinin korunması için seramid ve bitkisel hiyaluronik aside ihtiyaç duyar.
Ceradolin’in her iki losyonunun da kullanım alanı ama ve amacı aynı. Cildiniz güneş, soğuk, deterjan, iklim gibi faktörlerden ötürü onarıma ihtiyaç duyuyorsa, akne tedavisi gördüyseniz, lazer ya da peeling sonrası cildiniz zorlu bir dönem geçiriyorsa, çatlaklardan, kızarıklıklardan, kaşıntıdan ve pullanmadan muzdaripseniz uygun ürünü buldunuz demektir. İkisinin farkı; su bazlı olan kuru ciltlere iyi gelirken, yağ bazlı olanın çok kuru ciltlere daha yeterli olması.
İçerikler ise şöyle:
Ben, bu losyonların yağ bazlı olanını banyodan sonra, su bazlı olanını ise sabah ayazı yemeden hemen önce, evden çıkarken yüzüme uyguluyorum. Karın, kışın ve fırtınaların olumsuz etkilerini kazasız belasız atlattığımı rahatlıkla söyleyebilirim.

Sözün özü: Sadece eczanelerde satılan bir marka olan Dermadolin, kullandığım beş farklı ürünüyle de beni son derece memnun etti. Kendim için, cildim için iyi bir şeyler yaptığımı hissettim.
Peki Dermadolin satan eczanelerin bir listesi var mı? Firmanın web sitesinde şu ibare yer alıyor:

TÜKETİCİYE NOT

Butik bir firma olduğumuz için eczane çalışmamız yoktur. Ayrıca bayilik veya yetkili eczane kavramları altında özel eczane müşterilerimiz de yoktur. Bütün eczaneler bulundurmaya ve satmaya yetkilidirler. Bu nedenlerle, hangi eczanede bulunup bulunmadığı bilgisine sahip değiliz. Ama iki önemli hususu iyi biliyoruz :
1 - Ürünlerimiz çok kaliteli olup, ülkemizde eşdeğerlileri yoktur.
2 - Bulunduğunuz yer eczanelerine ilaç sevk eden tüm ecza depolarında, Dermadolin ürünlerinin tamamı mevcuttur.

Kalabalık bir eczacı aileden geldiğimiz için tanık olduğumuz üzere, bazı eczaneler, istenen ürün o an için rafında bulunmadığından, müşteriyi kaçırmamak adına, formülce en yakın olanını vermek isteyebilir. Bu, her zaman yanlış değildir. Ancak, Dermadolin ürünlerinin eşdeğerlisi olmadığı için lütfen ısrar edin. Eczaneniz, deposuna telefon ederek istediğiniz ürünümüzü kısa zamanda temin edip, takdim edebilir. Olmazsa bir başka eczane de bu görevi yerine getirebilir.
Saygılarımızla


DERMADOLİN

Siz hiç Dermadolin ürünlerinden kullandınız mı?
Görüşleriniz ne yönde?

Sevgiler!

5 Şubat 2015 Perşembe

Moshos Garden Sıcak Havlu Yüz Temizleyici

Blog etkinliği sponsorlarımızdan biri de, aslında tüm bakım / kozmetik bloggerlarının yakından tanıdığı ve ürünlerini denemek için can attığı Moshos Garden markasıydı.

Moshos Garden kutusunu görünce attığım sevinç çığlığını tahmin edersiniz!
Çocuk gibi ellerimi filan çırptım, o derece :)


Bugün tanıtacağım ürün, firmanın en öne çıkan kalemlerinden aslında: Sıcak havlu yüz temizleyicisi. Moshos Garden'ın tüm ürünlerinde olduğu gibi, bu temizleyici de yüzde yüz organik ve doğal içeriğiyle dikkat çekiyor. Sertifikalı balmumu, sertifikalı zeytinyağı, kakao yağı, 
sarı kantaron, badem yağı, kayısı çekirdeği yağı... 
Hepsi organik, hepsi doğal ve hepsi de cildi temizleyip bitkisel bakım yapmak için!

Duşta yüzümü, klasik rutinimle temizledikten sonra (peeling dahil) ürünü uygulamaya karar verdim.

Süreç oldukça basit: Pakedin içinden çıkan beyaz el havlusunu, içinde kaynara yakın sıcak su 
olan bir kabın üzerine gerip, buharı iyice emmesini bekliyorsunuz.

Bu arada da, temizleyiciyi (sarı göründüğüne bakmayın, aslında şeffaf bir yapısı ve bitkisel bir kokusu var) tüm yüzünüze ya da özellikle temizlemek istediğiniz bir bölge varsa 
(burun, çene gibi) oraya yediriyorsunuz.

Ardından sıcak havluyu elinize sararak dairesel hareketlerle yüzünüzü temizliyorsunuz.


Sonuca gelince... Bir süre havluya boş gözlerle baktım.


Ben bunca yıl "yüzümü temizliyorum" diye resmen kendimi kandırıyormuşum! 
Saçma sapan kimyasallara dünyanın parasını döküyormuşum da haberim yokmuş!

Benim kadar kuru karma cildi olan insanın ertesi gün yumuşacık bir tenle kalkmış olması da cabası.
Bir bonus daha: Siyah nokta ve beyaz nokta problemim minimize oldu.

O halde neymiş, bundan böyle cilt temizliğinde Moshos Garden'dan şaşılmayacakmış. 
Bu kadar basit!

Buradan Moshos Garden'a rica: Göz kremi çıkarın! Lütfen! İlk alıcınız ben olacağım!

Paketten çıkan diğer Moshos Garden ürünlerinin yorumları ilerleyen günlerde sizinle olacak!

Sevgiler!

31 Ocak 2015 Cumartesi

Harmolance Omega - 3 ve Ayak Kremi Yorumları

Kadın vücudu, yaşam döngüsü esnasında farklı sebeplerle zorlu hormonal değişim süreçlerinden geçiyor. Ergenlik, doğum, menopoz.. Üstelik bu süreçler bizi sadece psikolojik olarak değil, fiziksel olarak da ciddi anlamda etkiliyor.

Sık karşılaşılan problemlerden biri de topuk çatlakları. Aslında bu pek de şaşılacak bir durum değil, zira yaşımız kaç olursa olsun bir şekilde ayak bakımımızı ihmal ediyoruz. Kaçımız her akşam ayaklarını kremleyip çorap giyerek yatıyor? Kaçımız nasırlarını düzenli elden geçiriyor, periyodik olarak pediküre gidiyor? Cevap zaten soruların içinde gizli.

"Harmoni ve balans" kelimelerinin İngilizce kombininden türetilen Harmolance; tam da bu noktada devreye giriyor. Emekli olduktan ve menopoza girdikten sonra kendi saç / cilt problemlerini çözmek için evinin mutfağını bir laboratuvar gibi kullanan başarılı, kariyer sahibi bir kadının, Didem Hanım'ın ortaya koyduğu bir markadan söz ediyoruz.

Blogger etkinliğimiz sırasında bize sponsor olan firmalardan biri de Harmolance idi.
Gelen ürünler ise, markanın öne çıkan ayak kremi ve Omega - 3 yağıydı.
Beni en mutlu edenin Omega - 3 olduğunu söylememe gerek yok herhalde.
Çünkü stres faktörü, vücudu ve zihni yıpratan etkenlerin başında geliyor ve bende de booooool miktarda stres var.


Omega - 3, bitkilerde olmayan bir yağ ve sadece balıktan elde ediliyor.
Dolayısıyla Omega - 3 kullanımı;

- Kalp krizi riskini azaltıyor.
- Kavrama gücünü ve hareket kabiliyetini artırıyor.
- Yorgunluğu alıyor, konsantrasyon ivmesini yükseltiyor.
- Depresyon belirtilerini azaltıyor, sinir sistemine büyük yarar sağlıyor.

Dah ne olsun?
Ürünü kullanmaya başladıktan sonra uyku düzenimin çok daha dengeli bir hal aldığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Tabii hatırlatmakta fayda var, Omega - 3 bir besin takviyesidir, ilaç değildir. Balık alerjisi olanlar ise kesinlikle tüketmemelidir!


Ayak kremine gelince...
Önce, vaatleri görelim.


Dürüst olmak gerekirse, ürün bana "Aman Tanrım!" dedirtmedi.
Sebebiyse gayet basit: Topuk çatlağım yok. Dolayısıyla ayağımda muazzam bir değişim hissetmedim.

Ancak, ofisteyken sol dirseğimin soyulmaya başladığını gözlemledim ve bu durum feci şekilde canımı sıktı.
Eve döndüğümde, numune paketlerinden son kalanı, dirseğime uygulamaya karar verdim. Ertesi sabah soyulma problemi sona ermişti. Şu anda dirseklerim daha insanî bir görünüm almış durumda :)



Sonuç olarak, cildinize ne sürdüğünüzü bilmek istiyorsanız, kimyasaldan uzak durma arzusundaysanız ve hormonal bir değişim döneminden geçiyorsanız, Harmolance markasına bir şans verebilirsiniz.


http://www.harmolance.com/ 

13 Ocak 2015 Salı

Dermalogica Skin Perfect Primer



Tutumlu Pudriyer’in tester günleri başlıyor!

Fikir, iş için İstanbul’a gittiğimde uğradığım eski bir aile dostumuzdan, nam-ı diğer Bitki Cadısı’ndan çıktı. Şifalı bitkiler üzerine eğitim alan ve gerek sağlığın, gerek cilt bakımının gerekse kozmetiğin doğal ayağıyla senelerdir profesyonel anlamda ilgilenen Bitki Cadısı, bana "senin bloğun var, al bir sürü numune" diye elime kocaman bir poşet tutuşturdu.

Eh bana da tanımak, tanıtmak ve yazmak düşer!

İlk ürünümüz, Dermalogica’nın geliştirdiği "Skin Perfect Primer". Birebir çevirisine girecek olursak, "mükemmel bir cilt yaratan makyaj bazı" diyebiliriz.


International Dermal Institute tarafından geliştirilen baz, "age smart" özelliği ve 30 faktör güneş koruması sağlamasıyla dikkat çekiyor. Sentetik kokular ve renklendiriciler de içermiyor.
Ambalajın arka yüzünde yer alan "vaatler" ise şu şekilde: "Kadife dokulu silikon, soya proteinleriyle birleşerek cildin görünümünü düzenliyor. İnci tozu ve doğal mineraller ise hem derinin tonunu dengeleyen hem de aydınlatan nötr bir renk veriyor."


Peki bu vaatler, benim beklentilerimi karşıladı mı?

Konuya şöyle girelim: Makyaj bazı denince akla The Balm’ın Time Balm’ında olduğu gibi şeffaf ve hafif ya da düşük yoğunluklu ve akışkan maddeler geliyor. Ürünü açınca karşılaştığım içeriğin beni nasıl da şaşırttığını tahmin edebilirsiniz.
Köpük fondötenlerden biraz daha yoğun kıvamlı ama üç aşağı beş yukarı aynı yapıda olan bu bazın baz olduğunu hemen algılayamadım. Rengi de gözüme biraz koyu geldi. Ancak yüzüme uygulayınca, abartmıyorum, cidden çok şaşırdım!


Yüzüm çok güzel nemlendi. Sabah ayazında gerginleşen, parça parça kızaran cildim derin bir nefes aldı, renk anlamında eşitlendi. İyileşen sivilcelerimden kalan uçuk pembe izler ortadan kayboldu. Ve tenim tam anlamıyla kadifeleşti. Gözeneklerim toparlandı.
Sonucu o kadar beğendim ki, üzerine fondöten geçmeme kararı aldım. Sadece birkaç vuruşluk ince bir şeffaf pudra tabakasıyla sabitledim.

Öncesi ve sonrası. Bu arada -6 derece cilde neler yapıyor hep birlikte görüyoruz efendim!
Burnumun kenarları bile soyuldu.
Cildime bakmasam sonuç kimbilir ne olacaktı?

Bu satırları, makyajımı yaptıktan altı saat sonra yazıyorum. Altı saatlik zaman zarfında yüzümü kaşıdım, ovuşturdum, terledim, cildimin renk değiştirmesine sebebiyet verecek rüzgar, yağmur gibi faktörlere maruz kaldım. Buna rağmen ten makyajım, taş gibi duruyor. Kesinlikle takdire şayan bir durum! 

Peki yok mu bu bazın bir eksisi?
Eh var.
Sadece bir tanecik: Kokusu.
Aslında ortada öyle aman aman ağır bir koku yok. Bitkisel, ferah bir esans söz konusu. Ama seven olur, sevmeyen olur. Dolayısıyla bu unsuru da belirtmem gerekiyor. Zaten bu koku, sürdükten beş dakika sonra uçup gidiyor.

Özetle ben gider, bu ürünün tam boyunu gönül rahatlığı ile satın alırım.
Aranızda Dermalogica kullanan var mı?
Sevgiler!

29 Haziran 2014 Pazar

Essence XXXL Longlasting Lipgloss - MATT Effect - 06 Soft Nude

Merhaba!

Gidip gloss almak hiç hesapta yoktu. Çünkü gloss kullanan bir insan değilim. Ama kozmetik alışverişinde iki şey, beni kayıtsız şartsız cezbeder: "Nude" ve "mat" terimleri.

Kendisi çantamdaki yerini aldı.
Peki nasıl bir gloss bu? Para vermeye değer mi? Ne kadar kullanışlı? Adının hakkını veriyor mu?


ÜRÜN KÜNYESİ

Adı: Essence XXXL Longlasting Lipgloss
Renk Kodu: 06 Soft Nude
Üretici: Cosnova Beauty
İthalatçı: Eczacıbaşı
Üretim yeri: İtalya
Raf ömrü: 2 yıl
Fiyat: 7 ila 8 TL arası (tam anımsamıyorum)

Ambalaj üzerinde "Yumuşak matlıkta bir bitiş için uzun süreli, ipeksi dudak kremi" ibaresi yer alıyor.
Ambalajın ön yüzünde yer alan "gloss" (parlatıcı) ibaresiyle çelişse de, aslında ürünün tam tanımı bu.
Ve yerinde de bir tanım.

Ürün, klasik Essence lipgloss ambalajında. Zarif bir forma sahip.
Tutuş kolaylığı sağlayan uzun bir fırçası var. Bu fırça, düz ve ergomometri dışı gözükse de, sürerken beni hiç zorlamadı, taşırma yapmadı.

Ambalaj açılınca, muazzam bir karamel kokusu her yeri kaplıyor. İçindeki likiti yemek istiyorsunuz.
Ama sürdükten sonra, hiçbir tadı yok. Bu da bir avantaj.

Tanımda da dediği gibi, tam mat değil, yarı mat ve çok sağlıklı bir görünüm kazandırıyor. Ama ben olsam bu rengi nude olarak değil, gül kurusu olarak tanımlardım.

Dudakta herhangi bir ağırlık yapmıyor, aksine son derece hafif. Gerçekten de dudak kremi sürülmüş etkisi yaratıyor, yapış yapış olan hiçbir yönü yok.

Kalıcılık vasat. Ama krem dudağınızdan uçsa da, tint etkisi devam ediyor. Yani o sağlıklı gül kurusu rengi, bir iki saat daha sürüyor ve dudaklarınızın kendi rengi gibi duruyor. Bu zaman zarfında dudaklarım inanılmaz yumuşadı, bebek cildi gibi oldu. Beklenmedik bir başarı!


SONUÇ: Piyasadaki pek çok yüksek kalıcılık vadeden ürün gibi bu da, bu anlamdaki ümitleri boşa çıkarıyor. Ancak dudaklarıma sağladığı yumuşatma etkisi ve sağladığı sağlıklı renk ile benden yüz üzerinden yüz aldı. Beklentilerinizin ne olduğuna göre, satın alınabilitesi değişen bir likit.

Ama ben, bitirdikten sonra halen piyasadaysa seve seve yeniden satın alırım.

Siz Essence'ın bu yeni dudak likitini kullandınız mı? Görüşleriniz neler?

16 Mart 2014 Pazar

Favori Beş Ürünüm

Herkese yeniden merhaba!

Hayatımın akışı son bir ay içinde öyle hızlandı ve öyle ivme kazandı ki bırakın bloga bakmayı, bilgisayarımı açacak zamanım olmadı!

Hazır bugün pazar, evdeyim, dinleniyorum derken dönüşümü yapmak ve sizlerle son bir aydır en sık kullandığım renkli kozmetik ürünlerini paylaşmak istedim.

Bu, aynı zamanda benim ilk "favoriler" temalı gönderim!


1- Maybelline The One by One Volum Express Macara - Satin Black: Bu rimel Alix Avien DNA'in pabucunu dama attı. Mükemmel bir siyahlık, mükemmel bir hacim. Dökülme yapmıyor ve kirpiklerimi ciddi ciddi teker teker ayırıyor. Üstelik bir kıvrım da kazandırıyor.

2- Watsons BB Collagen Lip Balm: Bilen benim dudak ürünlerine düşkünülüğümü, özellikle de lip balm sevdamı gayet iyi bilir. Bu minik, kolajenli balm; hem kullanım kolaylığı hem de dudaklarımda yarattığı pürüzsüz etkiyle bir aydır çantamın baş köşesinde yer alıyor. Tüm çatlaklarım doluyor, emilimi çok düzgün, üstelik 15 faktör güneş korumalı!

3- Time Balm Concealer: Şu ana kadar kullandığım en iyi kapatıcı. Minik ama bereketli bir kutu, tende resmen silgi etkisi yaratıyor. Göz altına, sivilceye, lekeye birebir. İçinin ufak süngeriyle de uygulama yapabilmek mümkün. Yapısı yağlı değil.

4- Flormar Terracotta Powder: Bu, içinde çok az ışıltı barındıran bir pudra. Ama sime bulanmış gibi değil, aksine güneşte zaman geçirilmiş gibi sağlıklı ve canlı bir görünüm veriyor. Makyajımı sabitlemek için yararlanıyorum ve çok seviyorum. Saten gibi.

5- Balm Voyage: Bu paleti yaşadığım şehre getirtene kadar Gratis genel merkezle nasıl gırtlak gırtlağa geldiğimi hepiniz biliyorsunuz. Sonunda bu şeker kutusuna kavuşabildim ve elimden bırakamıyorum! ürünle ilgili detayları bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım.

Bu ürünlerden kullandıklarınız, memnın kaldıklarınız ya da kalmadıklarınız oldu mu?
Sevgiler!

20 Şubat 2014 Perşembe

Coastal Scents Go Palette Moscow

İşte Instagram'da paylaşıp da hangi markaya ait olduğunu bulmanızı istediğim far paleti!

Florida menşeili Coastal Scents, 2005 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Firma; uygun fiyatları, dünyanın pek çok ülkesine gönderim yapabilmesi ve şirket politikası sayesinde high end markalarla yarışıyor.

(Hayır, Coastal Scents bana reklamlarını yapayım diye bir ödeme yapmadı.)


Coastal Scents'in Go serisinde yer alan her palet, bir şehirden ilham alıyor. Ve o şehrin verdiği ilhama göre hem renkler, hem tonlar hem de matlık - sedeflilik durumu değişiyor. Ürün yelpazesinde Cairo (Kahire), Beijing (Pekin), Paris, London (Londra), Moscow (Moskova), Sydney ve Nuuk yer alıyor. Her palette de yüksek pigmentasyonlu 12 renk bulunuyor.

Benim edindiğim palet, Go Moscow.



Gün ışığında çekim.

Flaşsız iç mekânda çekim.

Flaşlı çekim.

Palet ebatı üç aşağı beş yukarı Avon'un far paletleriyle aynı diyebiliriz. Ama kalitesi çok daha yüksek.

http://kristy-s-place.blogspot.com.tr/ adresinden alınmıştır.
Oturup kendim swatchlayacak zamanım olmadı maalesef.

 Bu da, paletteki beş ayrı rengi kullanarak, gene sırf swatch amacıyla yaptığım 
uyduruktan göz makyajı. Gün boyu böyle gezmek durumunda kaldığım için, renkleri olabildiğince soft ve smudged bir şekilde kullanmaya çalıştım.

Flaşsız.

Flaşlı.

Göz makyajında parlak renkleri ve parlak dokuları kullanmayı çok seviyorum. Bu yüzden bu palet, Balm Jovi'den sonra çantamda sürekli taşıyacağım iki numaralı ürün olacak gibi duruyor.
Şimdilik beş rengi kullandım ancak ilerleyen günlerde bu paletten sık sık bahsettiğimi göreceksiniz :)
Kendisini yeni favorim ilan ediyorum!

Sizin sürekli yanınızda taşıdığınız bir makyaj malzemesi var mı?
Sevgiler!

10 Şubat 2014 Pazartesi

Essence Love Letters - Sevgililer Günü Özel Koleksiyonu

Essence'ı seviyorum.
Fiyatlar makul. Kalite ortalamanın üzerinde. Alışveriş öncesinde biraz okuma-araştırma yapıldığı takdirde, satın alınan ürünlerde falsoya uğrama riski de son derece düşük.

Essence'ın bir güzel yanı da, göz okşaması. Evet şu zarif, süslü, cici koleksiyonlardan bahsediyorum.
Firmanın çıkardığı her seri Türkiye'ye gelmese de, Sevgililer Günü'ne özel hazırlanan Love Letters (Aşk Mektupları) koleksiyonunun buradaki standlarda yerini alması beni ziyadesiyle memnun etti.


Dilerseniz önce, koleksiyon içeriğiyle ilgili genel bir inceleme yapalım, ondan sonra ben neler edinmişim onu bir görelim.

Koleksiyon, adını aşkların sanal platforma taşınmadığı, gerçek anlamda mektuplaşmanın yaygın olduğu nostaljik dönemlerden alıyor. En azından firmanın açıklaması bu yönde. Pastel tonlarda hazırlanan ve vintage esintiler taşıyan seri, hafif makyajı sevenler için ideal.
Seride yer alan ürünler şu şekilde sıralanıyor:

- Çift taraflı göz kalemi - 01 inkheart ve 02 grey-headed lovebird renklerinde - Arkası süngerli
 - Aydınlatıcı pudra - 01 love poem renginde - Şiir baskılı
- Ojeler -  01 rosy in love, 02 i got a crush on blue!, 03 grey-headed lovebird, 04 dear peach! ve 05 inkheart renklerinde
- Tırnaklar için özel stamp set -  Aşkla ilgili dokuz farklı desen baskısı
- Kağıt pudra
- Not defteri
- Jumbo parlatıcı dudak kalemi - 01 rosy in love ve 02 dear peach renklerinde
- Altı renkli göz farı paleti

Benim bu koleksiyondan edindiğim ürünler, serinin göz bebeği olan far paleti ve jumbo dudak kalemi oldu.


Flaşsız çekim

Paletteki son iki renk, gölgelendirme amaçlı üretilmiş.
Flaşlı çekim
Ürünün swatchlanmış hali ise şu şekilde:



Paletteki renkleri;

- Tatlı, turumcumsu bir şeftali
- Şampanya rengi
- Bebek pembesi
- Bebek mavisi
- Kahvemsi haki ya da hakimsi kahve (ışığa göre nasıl algıladığınız değişebiliyor)
- Lacivert ışıltılar barındıran, mürekkep siyahı

şeklinde tanımlayabilirim. Farlar kendinden ışıltılı. Simli desem değil, sedefli desem değil. Tam kararında. Pigmentasyon güzel, zaten hafif makyajlar için üretilmiş. Ama tabii siz gene de bir The Balm performansı beklemeyin. Önemli not; tozuma problemi YAŞAMADIM.

Şampanya, hakimsi kahve ve mürekkep siyahını kullanarak yaptığım, alelacele makyaj.
Far bazı KULLANMADIM.
Paletin raf ömrü 12 ay, ağırlığı 6 gram. Kalıcılık gayet güzel.




12 ay raf ömrüne ve 2.8 gram ağırlığa sahip olan, asansörlü jumbo kalem; adı üzerinde bir sheer stick. Yani yarı şeffaf. Ama yarı şeffaf olması, dudağa son derece sağlıklı ve doğal bir görünüm vermediği anlamına gelmiyor tabii. Kalıcılık orta düzey. Nefis bir meyve kokusu yayıyor. Çantamın vazgeçilmezi olacak gibi duruyor!

Normal ışıkta

Güneş ışığı altında


Genele vuracak olursak, denediğim ürünleri sevdim. Diğer ürünlerin de benzer kaliteyi ve pigmentasyonu yakalayabilmiş olmasını diliyorum. Sevgililer Günü diye kendinizi biraz şımartmak istiyorsanız, bu seriye şöyle bir göz atmanızı öneriyorum.

Sevgiler!

27 Ocak 2014 Pazartesi

Beauty Formulas Regenerating Apricot Peel Off Yüz Maskesi

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Avcılar'da yer alan Pelican Mall'daydım. AVM içindeki Watsons, bugüne kadar gördüğüm, ürün çeşitliliği en yoğun mağaza idi. Ben de, daha önce hiç görmediğim Beauty Formulas Regenerating maskeyi edindim.


Watsons'a özel bir ürün olan bu kayısılı maske, ciltten soyularak çıkarılıyor. Her cilt tipine uygun olduğu söylenen ürün; nemlendirme, canlandırma, makyaj ve yağla tıkanan gözenekleri temizleme ve cilde ışıltısını geri kazandırma özelliklerini taşıyor (muş).

Denemeden bilemezsiniz, değil mi? :)

Yapı: Maske şeffaf ve koyu kıvamlı. Ben herhangi bir kayısı kokusu almadım.

Sürüm: Yüzünüzün her yerine eşit olarak dağıtıyorsunuz. Sürümü kolay, işiniz bitip elinizi yıkadığınızda da kolayca akıp gidiyor. Ancak ilk uygulamada, cildinizde muazzam bir ferahlık hissediyorsunuz. Sanki biri yüzünüze mentol atmış gibi oluyor.

Benden tavsiye: Maskeyi yüzünüze orta kalınlıkta sürün. Aksi takdirde soyma konusunda sorun yaşayabilirsiniz. Kaşlarınızdan ve göz altınızdan kesinlikle uzak durun.

Bekleme süresi: 25 ila 30 dakika. Maske yüzünüzde kuruyor, cildiniz geriliyor. Ancak dışarıdan bakıldığında zeytinyağına bulanmış gibi görünüyorsunuz.


Soyma aşaması inanılmaz kolay ve zevkli. 
İşiniz bitince dilerseniz yüzünüze şöyle bir su çarpabilir ve nemlendiricinizi sürebilirsiniz.

Peki bu maske, vadettiklerinin kaçta kaçını gerçekleştirebiliyor?

Nemlendirme: Maskeyi soyduktan sonra yüzümde katır katır bir his olmadı. Ama muazzam bir nemlendirme etkisi de görmedim.

Canlandırma, ışıltı verme: Bu kısma katılıyorum, cildim bebek yüzü gibi oldu.

Gözenek temizleme: Eh. Gözeneklerimde gözle görünür bir değişiklik fark etmedim. Ama maskeyi uygulamadan öncekinden daha iyi bir ciltle karşılaştım.

Sonuç: Biz kadınlar, yüz maskelerini pek severiz. Her defasında da maskenin altından mucizevi bir sonuç çıkmasını bekleriz. Bu maske, insana aman tanrım dedirtmese de, denemeye değeceğine inandığım bir ürün oldu. Tüp bitene kadar uygulamalarıma devam edcecek, denk gelirsem de sırf sonradan verdiği yumuşaklık hissi için bir yenisini alacağım.

Sizin favori bir yüz maskeniz var mı?

10 Ocak 2014 Cuma

H&M Liquid Eyeliner


İstanbul seyahatlerimden biri sırasında H&M'e uğrama fırsatı buldum ancak ürün yazısını hazırlamayı sürekli ihmal ettim.

Şu anda yaşadığım şehirde H&M bulunmuyor. Bu benim için büyük bir kayıp değil, zira H&M'in ürettiği giysilerin kalıplarını, vücut yapıma hiç ama hiç yakıştırmıyorum. Son on yıl içinde bu mağaza zincirinin kapısından toplasanız üç kere filan girmişimdir.

Bu seferki ziyaretimin sebebi, H&M'in yeni çıkardığı ve bloggerlar arasında büyük heyecana neden olan kozmetik ürünlerini denemekti. Hal böyle olunca, Forum İstanbul'un yolunu tuttum.

H&M benim için hayal kırıklığı olmaya devam ediyor.
Ben, alışveriş öncesinde dersini çalışan bir insanım. Dolayısıyla içeri adım attığım anda ne satın alacağımı biliyordum. Ne var ki mağazanın ilgiden alakadan haberi olmayan görevlileri tepemi attırdı.

Kozmetik reyonunun yerini sorduğumda, yüzüme boş boş bakıldı.
Sonra da orta yerdeki içi karıştırmalık kübik çanak tipi tezgahlar gösterildi.

Far paletlerinin yerini sordum.
"Bizim öyle bir üründen haberimiz yok" cevabını aldım.

Bir başka rezillik ise kozmetik ürünlerinin durumuydu.
Zaten ürünler, dandik şeffaf plastik poşetlere konmuştu. Bu poşetler açılmış, ürünlerin kendileri açılmış, dökülmüş. Hijyen sıfır. Her taraf her tarafta. Ortada tester namına bir şey yok. Felaket yani.

Tüm bu karmaşada, "Madem bu kadar yol geldim, elim boş çıkmayayım" dedim ve yukarıda fotoğrafınızı gördüğünüz lila renkli eyelinerı aldım.



Ambalaj çok cici. Ürünün hafif sedefli, güzel bir yapısı var. Sürümü kolay. Ne var ki ben bu ürünün denemesi sırasında çok büyük bir hata yaptım ve eyelinerı, baz sürülmemiş göz kapağına çekmek gibi bir gaflette bulundum.

Sonuç mu? Göz kapağım, kaş kemiğinin altındaki crease bölgesine yapıştı, gözlerimi rahatça hareket ettiremez oldum ve delirdim.

Sonra far bazı sürerek ikinci bir şans daha vermeye karar verdim, bu sefer nispeten daha memnun kaldım.


Ürünün bir eksisi de, ne kadar özenli sürerseniz sürün, eninde ve sonunda kirpiğinize doğru akma yapıyor. Özetle bu, benim için bir daha gidip asla satın almayacağım bir eyeliner oldu. Mağazada sinirlendiğime de değmezz, verdiğim paraya da. Aman aman pahalı bir ürün değildi, iki üç ay önce aldığım için fiyatını net olarak hatırlayamıyorum. Ama 6 - 7 liralık bir şey olması lazım. Hafızam beni yanıltmıyorsa elektrik mavisi ve turkuaz renkleri de vardı.

Sizin böyle kötü H&M deneyimleriniz var mı? Markanın kozmetik ürünlerinden kullandınız mı? Memnun musunuz?

2 Ocak 2014 Perşembe

Maybelline Up In Smoke ve Yılbaşı Makyajı Denemesi

Dün, İstanbul'da yaşayan ve ablam kadar çok sevdiğim Burçin'den şahane bir yeni yıl - doğum günü hediyesi aldım.

Gratis'in lojistik sorunları nedeniyle yaşadığım sıkkınlık ve hayal kırıklığını, Maybelline'in yılbaşına özel olarak, sınırlı sayıda çıkarttığı Up In Smoke paleti fazlasıyla giderdi.

Teşekkürler Burçin! :)

İncelemeye başlayalım mı?




Maybelline, şahane bir iş çıkarmış. Çantada bile taşınabilecek ebatta olan palet, sağlam ve minimalist tasarımlı ambalajıyla "Hey maaşallah!" dedirtiyor.



Up In Smoke, çift katlı bir palet ve ikinci kata üst katın kapakları yanlardan çekilerek ulaşılıyor. İlk katta mat siyah, mat gri, bej ve ışıltılı siyahtan oluşan dörtlü far seti, kendinden ışıltılı, çok uçuk pembe bir allık, tombul siyah göz kalemi ve gene nude pembe tonlarda bir dudak parlatıcısı yer alıyor.

Muhteşem bir aynası olan paletin alt katındaysa, pigmentasyonu son derece doğal ve hoş olan bir aydınlatıcı bulunuyor.

Flaşlı çekim

Flaşsız çekim

Swatch
DEĞERLENDİRME

- Palet, çantada taşımaya çok uygun ve sağlam.
- Farlar yoğun renk veriyor ve uygulama esnasında tozuma yapmıyor.
- Paletin içindeki göz kalemi, piyasadaki muadillerine taş çıkartacak kadar iyi.
- Aydınlatıcıya aşık oldum.
- Dudak parlatıcısının kalıcılığı ortalama seviyede. Zaten benim kadar ruj ve gloss yemeye meraklı birinden de bir dudak ürününü sekiz saat taşıması beklenemez! :)
- Allık hakkında farklı yorumlar okudum. Bir kısım blogger, allığın renk vermesini sağlayana kadar canlarının çıktığını ifade ediyor.

Hanımlar, bu palet yoğun dumanlı göz makyajı için üretilmiş. Böyle paletlerde ve haliyle böyle makyajlarda allık da dudaklar da minimumda tutulur. Şimdi siz, aşağıda göreceğiniz yoğunlukta bir makyajda, The Balm'ın Instain allıkları formatında yoğun olan bir ürünün iyi sonuç vereceğini mi düşünüyorsunuz? Tabii ki yanaklar çok hafif, doğal bir pembe ışıltıda olmalı. Bence Maybelline bu anlamda en doğru renk skalasına gitmiş.


Gelelim sadece bu paleti kullanarak yaptığım örnek makyaja.. Palet yılbaşı paleti olduğu için, makyajı da yılbaşı makyajından sayabiliriz.



Dudaklarda ve yanaklarda yakalanan renk muazzam.
Sonuç olarak bu; dumanlı göz makyajına meraklı ve sık kullanan, bu tip göz makyajının ürünlerini de çantasında tekeş tekeş taşımaktan nefret edenler için asla kaçırılmaması gereken bir palet.

Siz ne düşünüyorsunuz? Sizce piyasadaki hangi "dumanlı" palet, bu paletle yarışır?

Sevgiler!


blogger template by lovebird