watsons etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
watsons etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2014 Pazar

Pudriyer is Back!

Herkese merhaba!

Döndüm!
Karman çorman bir blog girdisi sizi bekliyor!

Öncelikle...
Bir önceki gönderide hayatımın ne kadar farklı bir yöne çark ettiğini size aktarmıştım.
Kendimi ne oluyor demeye kalmadan, moda dünyasının içinde buluverdim.
Tabii moda dünyasına girilince, çılgın bir keşmekeş de insanı kendinden geçiriveriyor.

Her sabah beşte uyanmak, gece geç saatlere kadar koleksiyon yetiştirmeye çalışmak, Pitti Uomo fuarı derken, sonunda kendime biraz zaman ayırmayı başardım.

Pudriyer en son neredeydi?

Geçen hafta sonumu sevgili İstanbul'da geçirdim.
Sizinle birkaç fotoğraf paylaşmak istiyorum.
12 saatte neler mi yaptım?
(Evet, İstanbul'da sadece 12 saat gezebildim! 12. saatin sonu, aynı zamanda ayaklarımı uzatamadan geçirdiğim 36. saatin sonuydu.)


Taksim'de sabah kahvaltısı başkadır.

St. Antuan özlenmez mi?
İstanbul'un kadın taksi sürücüleri ortalığın tozunu attırır!

Eyüp simidi.. Sanat, sanat!
Önce Mısır Çarşısı, sonra Kapalıçarşı.
Topkapı Saray'nın bahçesinde kahve keyfi.
Hayatımın aşkı, Aya Sofya'm.

Pudriyer bu aralar nasıl makyaj yapıyor?

İşin aslı; çalışma temposu ve feci sıcaklar birleşince benim makyaj rutinim de epey sadeleşti. Makyaj dolabımın yarısını ofise taşıdım desem de yeridir. Bir çekmecem komple kozmetik, krem, parfüm, deodorant ve kişisel hijyen malzemesi dolu. Biri gelip açsa gülme krizine girer, o derece! Ama elden gelen bir şey yok, neticede haftanın altı gününü saatlerce bir mekânda geçiriyorsan ve koşuşturmacan yoğunsa, "Aaa keşke oyumu da getirseydim, tüh bilmemne de evde kaldı!" diye hayıflanmaktansa, her şeyin yanında olması daha iyidir.

Nâmım nasıl bür yürümüşse, geçen gün erkek iş arkadaşlarımdan biri gelip teknik bir iş için bana aseton sordu.

Ha var mıydı?
Tabii ki yoktu.
:)

Makyaj rutini diyorduk, değil mi?

Sabahları evden nemlendiricimi sürüp çıkıyorum.
Ofise geçince, kahvaltıdan sonra önce bir BB krem ya da CC krem, ardından da ince bir kat mineralli pudra uyguluyorum.
Sonra, göz farı bazı uygulayıp, jel eyeliner sürümüne geçiyorum.
İki kat rimel, kontör amaçlı biraz bronzer ve allıktan sonra (bazen onu bile sürmüyorum) kaşlarımı dolduruyorum.

Bir de kıyafetime göre ruj, bitti. Bu kadar.

Zaman sıkışıklığından yöneldiğim bu makyaj stili, alamet-i farikam haline geldi.


Pudriyer en son neler aldı?

1- Rimmel London, Scandal Eyes İkili Set

İstanbul'a makyajsız indim. Buluşacağım insanlar vardı, bütün gece otobüste uyumaktan - daha doğrusu uyuyamamaktan - şişen gözlerin ve solan yüzüm de hiç iyi durmuyordu. Esenler'den direkt Taksim'e geçeceğim, nerede makyaj yapılabilir ki?

Hiç!

Sabahın yedisinde belediye otobüsünde kesik uçlu fırçayla eyeliner çekme girişimim mükemmel sonuç verdi, ancak oldukça ilginç bir görüntüye yol açtı tabii. Biri o an beni fotoğraflasa, 9gag'e meme olurdu, o derece.
Ben de, kendime kalem formunda eyelinerlardan almaya karar verdim.
Bilen bilir, Essence'ın bu formatta ürettiği bir ürünü kullanmaktaydım. Ne var ki aynısını bir daha bulamadım.

Ayağım, Watsons kart almak için malum mağazaya girdiğinde, elime Rimmel London'ın Scandal Eyes setini tutuşturdular. Makul geldi, fiyat da uygundu. Rimmel London ise daha önceden kullanıp sevdiğim bir marka olduğu için, risk almaya karar verdim.

Genel görünüş.

Açılmış hali.



Ürünleri beğensem, ince ince fotoğraflar anlatırdım.
Ama beğenmedim.

Eyeliner son derece başarısız. Ucu kesik uçlu gibi, sürümde çektiğiniz çizgi ile kirpik dipleriniz arasında sürekli boşluk kalmasına neden oluyor. Çıplak tene denedim, bazlı tene denedim, farlı tene denedim: Sonuç aynı. Eğer keskin, seksi bir eyeliner hattı çekmek istiyorsanız, bu üründen UZAK DURUN. Ama, smokey bir makyaj yapıyorsanız ve kirpik diplerinizde varla yok arası duracak, smudged efekti verecek daha hafif bir ürün peşindeyseniz, O ZAMAN bir şans verebilirsiniz.

Rimele gelince..
Tapılası ambalaja sahip bu arkadaş; kirpiklerimi çok güzel uzattı ama hacim filan vermedi. Hal böyle olunca, ben de çareyi farklı bir formül denemekte buldum. Önce bu rimeli sürüp kirpiklerimi uzatıyor, ardından da bu aralar favori maskaram olan Maybelline One By One'ı geçiyorum. Böylece hem hacimli hem uzun, çok hoş kirpiklere sahip oluyorum.

Sonuç: Bu ürünler, adının vadettiği gibi gözlerde skandal filan yaratmıyor. Bir başarısızlık skandalı desek daha yerinde olur.


2- Eklips Takma Tırnak Seti

Kutuyu attığım için fotoğraflayamadım.
Ama sevgili Hande, burada kendisinin de kullandığı ürünü detaylandırmış. Okuyabilirsiniz.

Ben hayatımda ilk kez takma tırnak kullandım.
Çok da sevdim.
Görüntüsü çok doğal oldu, beni hiç zorlamadı.
Gündelik işlerimi halletmeme mani olmadı.
Yıkanırken zorluk çıkarmadı. Bu tırnaklarla üç kez banyo yaptım.

İşin püf noktaları şöyle:

- Tırnaklarınız temiz ve kuru olmalı.
- Yapışkanı takma tırnağın iç yüzeyine tamamen yaymalısınız.
- Sabitlenene kadar biraz bastırın.

Sizi, tırnaklarımın ojeli ve ojesiz görünümüyle başbaşa bırakıyorum.

Tırnakların kutudan çıkan orijinal hali.

Ojeli versiyon. Ojeyi sürmek, çıkarmak ve tırnakların
kendisini sökmek son derece kolay oldu.


3- Eklips Natural Makyaj Fırçaları

Gratis'in alt markası Eklips, Ecotools formatını izleyerek bir makyaj fırçası serisi çıkarmış. Eskişehir'de ilk satın alan da benim :)

Soldan sağa: Pudra fırçası, far fırçası, açılı kontür fırçası, kesik uçlu eyeliner / kaş fırçası, dudak fırçası.
Fotoğrafın kötü kalitesi için özür dilerim.

Fırçalar makul fiyatlı ve güzel.
Zaten malzeme, işçilik, nakliye gibi bedeller düşünülünce, aslında ucuz gibi gelen piyasaya sürüm fiyatının normal olduğunu görüyoruz. Belli bir meblağın üzerinde olan ürünler de mutlaka marka olduğu için şişiriliyor (yurt dışından gelsin gelmesin - kim bir pudra fırçasının fiyatının hammadde, işçilik, lojistik, ithalat bedeli, gümrük, vergiler vs. ile toplamda 100 lirayı bulduğuna inanır ki?)

Ürünlerin üzerinde "eco-friendly, cruelty-free hair, bamboo handle" ibareleri dikkat çekiyor.

Benim almadığım dört fırça daha vardı: Biri allık için yelpaze fırça. Kİ BİLEN BİLİR, Türkiye'de yelpaze fırça bulmak derttir. Ancak Sephora'da olur, o da bulur ve paraya kıyarsanız.

İkincisi fondöten fırçası. Fondöten kullanmıyorum, kullanırsam da beauty blender sünger aracılığıyla sürüyorum. O yüzden gereksizdi.

Üçüncüsü kapatıcı fırçası. E kapatıcıyı da çok şükür ciltte kullanmamı gerektirecek bir durumum yok. Göz altlarım için yoğun nemlendiricili roll-on formatını tercih ediyorum.

Almadığım son fırça ise kabuki allık fırçası. Ama benim için kullanımı pratik olmayacaktı, o yüzden es geçtim.

Aldıklarımla ilgili ilk izlenimlerime gelince...
Fırçalar yumuşak, kıl dökmüyor.
Ancak henüz makyajda kullanmadım. Pazar pazar makyaj yapacak değilim ya!
O yüzden kullanımda ne derece verimliler, size makyajdan sonra, bu hafta içinde bilgi vereceğim.

Dediğim gibi, şu an çekelediğimde herhangi bir kıl dökme sorunu da yaşamıyorum. Ancak o da birkaç kullanım ve birkaç yıkamadan sonra kendini belli eder.
Her halükarda Flormar'ın makyaj fırçalarından kat kat iyi oldukları aşikar!

Benim aldığım fırçaların fiyatları ise şu şekilde:

- Kesik uçlu eyeliner fırçası: 3.75
- Pudra fırçası: 11.75
- Dudak fırçası: 2.95
- Açılı kontür fırçası: 8.90
- Far fırçası: 4.96


Evet, siz neler aldınız? Nerelere gittiniz? Bu aralar hangi ürünleri çok sevdiniz, neleri bir daha almamaya tövbe ettiniz?

Sevgiyle kalın!

16 Mart 2014 Pazar

Favori Beş Ürünüm

Herkese yeniden merhaba!

Hayatımın akışı son bir ay içinde öyle hızlandı ve öyle ivme kazandı ki bırakın bloga bakmayı, bilgisayarımı açacak zamanım olmadı!

Hazır bugün pazar, evdeyim, dinleniyorum derken dönüşümü yapmak ve sizlerle son bir aydır en sık kullandığım renkli kozmetik ürünlerini paylaşmak istedim.

Bu, aynı zamanda benim ilk "favoriler" temalı gönderim!


1- Maybelline The One by One Volum Express Macara - Satin Black: Bu rimel Alix Avien DNA'in pabucunu dama attı. Mükemmel bir siyahlık, mükemmel bir hacim. Dökülme yapmıyor ve kirpiklerimi ciddi ciddi teker teker ayırıyor. Üstelik bir kıvrım da kazandırıyor.

2- Watsons BB Collagen Lip Balm: Bilen benim dudak ürünlerine düşkünülüğümü, özellikle de lip balm sevdamı gayet iyi bilir. Bu minik, kolajenli balm; hem kullanım kolaylığı hem de dudaklarımda yarattığı pürüzsüz etkiyle bir aydır çantamın baş köşesinde yer alıyor. Tüm çatlaklarım doluyor, emilimi çok düzgün, üstelik 15 faktör güneş korumalı!

3- Time Balm Concealer: Şu ana kadar kullandığım en iyi kapatıcı. Minik ama bereketli bir kutu, tende resmen silgi etkisi yaratıyor. Göz altına, sivilceye, lekeye birebir. İçinin ufak süngeriyle de uygulama yapabilmek mümkün. Yapısı yağlı değil.

4- Flormar Terracotta Powder: Bu, içinde çok az ışıltı barındıran bir pudra. Ama sime bulanmış gibi değil, aksine güneşte zaman geçirilmiş gibi sağlıklı ve canlı bir görünüm veriyor. Makyajımı sabitlemek için yararlanıyorum ve çok seviyorum. Saten gibi.

5- Balm Voyage: Bu paleti yaşadığım şehre getirtene kadar Gratis genel merkezle nasıl gırtlak gırtlağa geldiğimi hepiniz biliyorsunuz. Sonunda bu şeker kutusuna kavuşabildim ve elimden bırakamıyorum! ürünle ilgili detayları bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım.

Bu ürünlerden kullandıklarınız, memnın kaldıklarınız ya da kalmadıklarınız oldu mu?
Sevgiler!

27 Ocak 2014 Pazartesi

Beauty Formulas Regenerating Apricot Peel Off Yüz Maskesi

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Avcılar'da yer alan Pelican Mall'daydım. AVM içindeki Watsons, bugüne kadar gördüğüm, ürün çeşitliliği en yoğun mağaza idi. Ben de, daha önce hiç görmediğim Beauty Formulas Regenerating maskeyi edindim.


Watsons'a özel bir ürün olan bu kayısılı maske, ciltten soyularak çıkarılıyor. Her cilt tipine uygun olduğu söylenen ürün; nemlendirme, canlandırma, makyaj ve yağla tıkanan gözenekleri temizleme ve cilde ışıltısını geri kazandırma özelliklerini taşıyor (muş).

Denemeden bilemezsiniz, değil mi? :)

Yapı: Maske şeffaf ve koyu kıvamlı. Ben herhangi bir kayısı kokusu almadım.

Sürüm: Yüzünüzün her yerine eşit olarak dağıtıyorsunuz. Sürümü kolay, işiniz bitip elinizi yıkadığınızda da kolayca akıp gidiyor. Ancak ilk uygulamada, cildinizde muazzam bir ferahlık hissediyorsunuz. Sanki biri yüzünüze mentol atmış gibi oluyor.

Benden tavsiye: Maskeyi yüzünüze orta kalınlıkta sürün. Aksi takdirde soyma konusunda sorun yaşayabilirsiniz. Kaşlarınızdan ve göz altınızdan kesinlikle uzak durun.

Bekleme süresi: 25 ila 30 dakika. Maske yüzünüzde kuruyor, cildiniz geriliyor. Ancak dışarıdan bakıldığında zeytinyağına bulanmış gibi görünüyorsunuz.


Soyma aşaması inanılmaz kolay ve zevkli. 
İşiniz bitince dilerseniz yüzünüze şöyle bir su çarpabilir ve nemlendiricinizi sürebilirsiniz.

Peki bu maske, vadettiklerinin kaçta kaçını gerçekleştirebiliyor?

Nemlendirme: Maskeyi soyduktan sonra yüzümde katır katır bir his olmadı. Ama muazzam bir nemlendirme etkisi de görmedim.

Canlandırma, ışıltı verme: Bu kısma katılıyorum, cildim bebek yüzü gibi oldu.

Gözenek temizleme: Eh. Gözeneklerimde gözle görünür bir değişiklik fark etmedim. Ama maskeyi uygulamadan öncekinden daha iyi bir ciltle karşılaştım.

Sonuç: Biz kadınlar, yüz maskelerini pek severiz. Her defasında da maskenin altından mucizevi bir sonuç çıkmasını bekleriz. Bu maske, insana aman tanrım dedirtmese de, denemeye değeceğine inandığım bir ürün oldu. Tüp bitene kadar uygulamalarıma devam edcecek, denk gelirsem de sırf sonradan verdiği yumuşaklık hissi için bir yenisini alacağım.

Sizin favori bir yüz maskeniz var mı?

4 Ocak 2014 Cumartesi

Agresif Blogger Tutumlu

Bilen bilir, son üç haftamı Instagram'a ve Gratis'e söylenerek geçirdim.
Neden mi?

Instagram'dan başlayalım.
İlk Instagram hesabımın adresi; Tutumlupudriyer şeklindeydi. Zaman geçti, hesabımı paşa paşa kullanırken bir anda saçmalamaya başladı. Yorum gönderemiyorum. Uygulama, ne zaman yorum göndersem, kocaman kırmızı harflerle hata diyor; ardından da yorumumun tehlikeli link içerdiğini söylüyor. Kimseyi takip edemiyorum. Fotoğraf beğenisinde bulunamıyorum. Bütün işlemler saniyeler içinde geri atıyor. Fotoğraf paylaşıyorum, etiketler ortada yok. Profilimi güncelleyemiyorum.

Asabım bozuldu.
Hesabı terkedip Tutumlupudriyerblog adından ikinci bir hesap açtım.
İki gün paşa paşa kullandım gene hesabımı.
Üçüncü gün, yine aynı sorunlar baş gösterdi.
Yılbaşı gecesi düzeldi, ohh süper derken.. Dün gene aynı problem başladı!

Instagram'a üç kere mail gönderdim. Çünkü sorunun telefonumdan ya da Android'in sürümünden kaynaklanmadığını biliyorum.
Hiçbir gelişme yok.
Soğudum.

Gratis'e neden kızgınım?
Yılbaşı indirim haftasını Balm Voyage paletinden uzak geçirdik. Bu zaman zarfında e-postayla, Facebook üzerinden, Twitter üzerinden kaç kez mail atıp, çözüm önerileriyle birlikte uyarıda bulunduğumu hatırlamıyorum.

Eh be kardeşim, sen Gratis'sin ama tek değilsin ki? Bunun Rossman'ı var, Douglas'ı var, Watsons'ı var. The Balm bir tek sen getiriyor olabilirsin ama rakiplerin var! İndirim dönemi önceki ürünlerin ana fiyatlarının zamlanıp sonra indirimlerin bu fiyatlar üzerinden yapılması, farklı mağazalarda fiyatların farklı olması, kimi mağazalardaki çalışanların dünyadan bihaber olması gibi sorunlar; geçtiğimiz zaman zarfından blog yazarları tarafından sıkça konuşulmuştu.

Lojistik yetersizlik ve adam gibi bir açıklama gelmemesi (yani "Şu şu şu sebepten dolayı bir sıkıntı var, çözmeye çalışıyoruz, anlayışınız için teşekkür ederiz" gibi) onun yerine "İlgili birime ilettik" bildiriminin gönderilmesi beni iyice çileden çıkardı.

Sonuçta ne mi olacak?
The Balm satın almam gereken acil bir şey olmadığı takdirde, tercihimi yerel kozmetik ve parfümeri dükkanlarından yana kullanacağım. Essence'ımı da gider Rossman'dan edinirim. Onun dışındaki tüm ürünleri, aynı indirimlerle küçük esnafım da satıyor, biraz da onların cebi para görsün. En azından kurumsallık arkasına sığınıp laf cambazlığı yapmıyorlar.

Velhasıl Tutumlu'nun canı sıkkın.
Gratis'i boşverdim de.. Şu Instagram düzelse iyi olacak!
Yoksa son çare, şahsi hesabımı blog hesabına çevireceğim.
Instagram yorumlarınıza yanıt veremediğim ve beğenilerinize / takiplerinize dönemediğim için özür dilerim.

Sevgiler!

9 Ekim 2013 Çarşamba

Seyahat Öncesi Makyaj Çantası

Yarın sabah yola çıkıyorum ve dört gün boyunca İstanbul'da olacağım.

Haliyle son iki günü, valizimi hazırlamakla geçirdim.
Valiz dediğime de bakmayın ha! Şu minik, hostes boy olanlardan götürüyorum.

Böyle durumlarda insanın ihtiyaçlarını çok iyi belirlemesi gerekiyor ki yanında saçma sapan, gereksiz şeyler taşımasın.
Biri "gereksiz şeyler taşımamak" mı dedi?

Hah..
Bir kadının makyaj çantası kadar "gereksiz" şeylerle dolup taşan bir nesne olabilir mi?

Ne bulursak "O da lazım olur, bu da lazım olur!" diye bir tıkıştırıyoruz, sonunda içinden iki rujla bir pudra kullanıp dönüyoruz. E ne oldu?

İşte o yüzden, benim seyahat öncesi makyaj çantamı hazırlamam da biraz zaman aldı.
Bakalım yanımda neler götürüyorum?


Watsons BB Cream - Light
Max Factor Lasting Performance Fondöten, 105 Soft Beige
Seyahat zamanlarında cildimin ne yapacağı belli olmuyor. Hiç sorun yaşamadığım dönem de var, yüksek kapatıcılığa ihtiyacım olduğu zamanlar da. Bu nedenle ikisini de yanıma aldım. Bir de Giordano yüz bazımı koydum ama onu fotoğraflamayı atlamışım, sonradan aklıma geldi.


Essence Match 2 Cover Kapatıcı
Flormar Terracota Pudra


Essence Me and My Ice Cream Serisi Krem Allık, 01 Ice Bomb
Bu krem allığı çok seviyorum, tenime mükemmel uyum sağlıyor, kolay uygulanıyor. Yanımda allık fırçası taşıyasım da yoktu zaten!


Essence Me and My Ice Cream Serisi Göz Farı, 01 Cone Head
Bu farı aydınlatıcı olarak kullanıyorum. Çok minik olduğundan çok yer kaplamıyor.


 Essence I Love Stage Göz Farı Bazı
Bu ürünü çok seviyorum, göz kapağımın rengini de eşitliyor.


Maybelline Eye Studio Lasting Drama Jel Eyeliner - 01 Intense Black
Henüz hiç kullanmadığım bir ürün. Watsons bayram indiriminden edindim. Yazısı bayram dönüşü gelir herhalde.


Essence Stays No Matter What Göz Kalemi - Far
Cute Copper 05
Green Garden 06
Powerful Purple 02
Geçenlerde bakır rengi olan kalemi edinip aşık olduktan sonra iki rengini daha aldım. Canım far taşımak istemiyor. Dolayısıyla bu kalemler benim için kurtarıcı olacak. Yazısı gelecek!


Flormar Waterproof Eyeliner Göz Kalemi
Avon Glimmerstick Göz Kalemleri, Sugar Plum ve Smokey Diamond
Beyu Kaş Kalemi


Alix Avien DNA Maskara
Favori maskaram olduğunu belirtmiştim. Yazısı için TIK.


Oriflame Hollywood Red Carpet Dudak Kalemi
Rimmel Exaggerate Full Colour Dudak Kalemi


Oriflame Midnight Red Ruj
Kırmızı ruj her zaman kurtarıcıdır :)


Lasting Finish By Kate Rujlar
107 - Koyu bordo
109 - Tatlı bir mercan rengi
112 - Koyu kahve
Bu rujları da Watsons indiriminden edindim, yüzde 50 indirimliydiler. Bu renklere acilen ihtiyacım vardı, süper oldu. Ve onca kalabalığa rağmen Watsons satış asistanları inanılmaz yardımcı oldular. Diyalog aynen şöyle gelişti:

- İyi akşamlar, acilen koyu bordo, koyu kahve ve mercan tonlarında üç ruja ihtiyacım var, simli olmasın.
(satış asistanı Rimmel standına koşar, her birinden sadece birer tane kalmış bu renklerin testerlarını kapar gelir, elime sürer, ben bayılırım, hemen bir adet de ıslak mendil bulunur, rujlar elime teslim edilir. Toplamda dört dakikada!)

Tabii bu rujların da yazısı gelecek!

Hakkında yazmam gereken ne çok şey birikti yahu!

Bu da makyaj çantamın son hali.


Sonuçta makyaj çantamı bir BB krem, bir fondöten, bir pudra, bir allık, bir aydınlatıcı, bir kapatıcı, iki baz, bir maskara, bir kaş kalemi, bir eyeliner, dört ruj, üç farklı göz farı rengi alternatifi, üç göz kalemi ve iki de dudak kalemiyle kapatmayı başarmışım.

O zaman aferin bana!

Siz yola giderken yanınıza neler alıyorsunuz? Böyle listeleme yapıyor musunuz yoksa elinize ne gelirse yanına alanlardan mısınız?

Sevgiler!

4 Ekim 2013 Cuma

Kış Trendi Makyaj Örneği - Bordo Dudaklar

Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası (!) hepimizi serseme çevirdi, birkaç gün öncesine dek tişört şort formatında mutlu mesut dolanıp, akşamları "Ay hafiften serin mi çıktı ne?" derken, bugün ilk defa bere giymek zorunda kaldım.

Böyle olunca, dışarı çıkarken bu sezonun kış makyajı trendini yüzüme uygulamamak olmazdı tabii.

(Yalan. Sabahın köründe uzun uzun gözümü boyamaya çok üşendim, bu sade trend de çok işime geldi! Uyku sersemi bu kadar oluyor!)

Şuradaki yazımda, dudakların koyu, vurgulu renklere bürüneceğini, gözlerin ise nispeten daha geri planda kalacağını belirtmiştim.

Haliyle tercihim, bordo ruj ve basit bir eyelinerdan yana oldu.
Tabii bu bir makyaj tutorialı sayılmaz çünkü fotoğraflama yapmak, tam evden çıkmadan önce aklıma geldi. 


YÜZ

Öncelikle yüzümü, Avon'un yeni çıkardığı kış bakım serisinin kremiyle nemlendirdim. 
Ardından Watsons'ın ürettiği ve benim de pek severek kullandığım BB kremi uyguladım. 
Pudra seçimim, Rimmel Stay Matte oldu. 
Göz altı kapatıcısı olarak ne sürdüğümü hatırlamıyorum!
Allık ise Essence'ın Me & My Ice Cream serisinde yer alan Ice Bomb. Allık kullanmaktan benim kadar nefret eden bir insan olamaz, buna rağmen müptelası oldum.

GÖZLER

Göz kapağımın rengini eşitlemek için yine Essence'ın I Love Stage göz farı bazını kullandım. Bu üründen kimileri çok memnun kimileri değil. Ben, ilk grupta yer alıyorum.

Bazın üzerine, The Balm'ın en sevdiğim paletlerinden biri olan Nude Tude'un Snobby rengini geçtim. 
Kaşlarımı aynı palette yer alan Sleek rengiyle hafifçe doldurdum.

Maskara iki ince kat, markası ise bitirmeye çalıştığım Avon Color Trend.

DUDAKLAR

Ruj Avon'dan, elimdeki 2132324 tester rujdan biri. Ultra Color Rich serisinden Oxford Wine
İlk işim bu rujun tam boyundan edinmek ve bir de uygun dudak kalemi bulmak olacak. 
Fotoğraflarda renk, her ne hikmetse daha açık duruyor, üstelik flaş kullanmadığım halde. 

Esas rengi şöyle:


Sizin "uyku sersemi" makyajlarınızın olmazsa olmazları neler?


blogger template by lovebird